15/07/2009
Nokia'nın ikinci, N serisinin ilk dokunmatik ekranlı telefonu olan N97, sonunda elimize düştü. Düşer düşmez de inceleyip, sizlere iletmeyi borç bildik.
N97'nin kutusunu açtığınızda, ilk karşınıza çıkan telefonun kutusu ve ekran kalemi (evet, ekran kalemi) oluyor. Eğer cihazı alıp kullanmaya niyetliyseniz, bu katmanı pas geçip hemen alttan çıkan kullanma kılavuzunu okuyun. Zira cihazın menüsü oldukça dağınık. Pek çok seçenek, zaten kalabalık olan menülerin dibinde yer alıyor. Bununla kalmayıp, ayarları yapmak birden çok adım gerektiriyor
ve bazı menülerde seçim yapmak için tek, bazılarında çift tıklamak lüzumlu. Ekranda da, anlamını bilmezseniz epey zorlanabileceğiniz pek çok simge bulunuyor. Ayrıca SIM ve microSD kart yuvaları, arka tarafa güzelce gizlenmiş.
Her şeyin yerini-yurdunu öğrendiyseniz, arka kapağı açıp SIM kart "çekmecesine" bir süre asılarak kartınızı yerleştirdikten sonra, telefonu çalıştırabilirsiniz. Bu arada arka kapak, telefonun diğer kısımlarına uymayan, ince bir plastikten mamul. Neyse ki yerine sıkıca yerleşerek kalite kaybına yol açmıyor. Telefon, metal çerçevesinden dolayı biraz ağır, ancak bu da ön yüze gayet hoş bir görünüm veriyor.
Telefonu açtığınızda (biraz yavaş açıldığını ekleyelim), küçük uygulamalar ve kısayolların yerleştiği ana ekranla karşılaşıyorsunuz. Bu alanda, e-posta istemcisi, Facebook ve YouTube gibi uygulamaların, medya oynatıcının, kısa mesaj menüsünün vb. kısayolları bulunuyor. Bu alan başta biraz kalabalık ve dağınık görünüyor. Ancak, kullanıcı bunu kendi istediği kısayollarla donatıp özelleştirebiliyor ya da ortadan kaldırabiliyor. Daha sonra tekrar değineceğimiz üzere ekran kapasitatif değil resistif olduğu için, bu kısayollar epey kolaylık sağlıyor.
Kızaklı klavye açıldığında ise, ekran yatay yerleşime geçiyor ve ne yaparsanız yapın öyle kalarak, "Nerde ivmeölçer, nerde yerçekimi algılayıcı, nerde insanlık," dedirtiyor (klavye kapandığında da ekran dikey yerleşime geçiyor ve yine öyle kalıyor).
Klavye, ilk bakışta, tuşlar alçak olduğu ve basıldığında düğmeye değil, plastikte bir kabartıya dokunulmuş hissi verdikleri için, mutsuz anlara gebeymiş gibi görünüyor. Ancak tuşların epeyce iri, aralarının da açık olması, bu kötü etkiyi ortadan kaldırıyor. Bazı başka incelemelerde, N97'nin klavyesine epey yüklenilmiş. Bizce, en fazla diğer QWERTY telefon klavyeleri kadar rahatsız.
Klavyede, harf tuşlarının solunda yön ve seçme tuşlarının bulunması, ilk bakışta gereksiz görünmesine rağmen aslında epey yararlı oluyor. Fakat bu tuşun sorunu, klavyede yazı yazarken arada sırada hafif dokunuşlardan kendine vazife çıkarıp imleci başa kaydırması ve yazının sonuna gelecek harflerin, en başa eklenmesi.
Klavye demişken, ı'nın kendine ayrı bir tuşu olmasına rağmen daha çok kullanılan i'ye sadece üst karakter tuşuyla ulaşılabilmesi, epey zaman kaybına yol açıyor.
Bir de, dokunmatik ekran var.
Dokunmatik ekran epey yeni bir teknoloji. Kısmen verimli olarak kullanılabilmesi, daha da yeni bir olay (tercüme: iPhone). Bunun sebebi ise, cihazın kapasitatif, yani manyetik alanı algılayan, yani parmak hareketine hemen hemen bire bir tepki verebilen bir ekranla donanmış olması. N97'de ise, resistif, yani baskıyı algılayan, yani ekrana, tuşlara basmaktan farkı olmayan bir güçle bastırmayı gereken dokunmatik ekran bulunuyor.
Resistif dokunmatik ekran, gerçek ve pratik bir etkileşim-yönlendirme yönteminden çok, yenilik olsun diye dahil edilmiş bir oyuncak gibi. Arayüzün, dokunmatik ekranla kullanmak için yeniden düzenlenmiş olma iddiasına karşın, ekran yeterince hassas olmadığı için yanlış seçimler yapmak, seçimlerin algılanmaması ya da kullanıcının gecikmeli tepkiden dolayı seçimin anlaşılmadığını sanarak birkaç kez "tıklaması", bunun sonucu olarak da kendini hiç beklemediği yerlerde bulması, cidden sabır tüketici.
Nokia'nın bu derde önerdiği deva ise, geçtiğimiz onyılın gözde aksesuarlarından ekran kalemi. Ekran kalemiyle bile yukarıda sayılan zorlukları yaşamak hayli kolay. Üstüne üstlük, cihazı tek elle, hızlıca kullanmayı olanaksız hale getirerek bütün pratikliği ortadan kaldırıyor.
N97'nin tarayıcısı, mobil bir tarayıcı için pek fena değil. Tek dokunuşla görüntüyü yaklaştırıp, yaklaştıracak yer kalmadığında geri uzaklaştırıyor. Geri gitmek istediğinizde ise sayfaları tek tek geçmek yerine, geçtiğiniz bütün sayfaları küçük resimler halinde sırayla sergiliyor. Siz istediğinizi seçiyorsunuz. Ancak bazen yavaşlıktan kırılması, insanın yaşam sevincini öldürüyor elbet.
Cihazın video performansını ne çok berbat, ne de çok parlak bulduk. Desteklediği çözünürlükten dolayı, bazen görüntüler piksel piksel ya da bulanık olabiliyor. Ancak, altyazılı videoların altyazıları rahatça okunuyor. Ekran açıldığında otomatik olarak 45 derece açıyla durması, telefonu masaya vb. koyup rahatça video izlemeye olanak sağlıyor. Hoparlörlerse, cep telefonlarında adet olduğu üzere felaket.
Telefonun telefon performansını iletmesek olmaz tabii. Dokunmatik ekranda, alttaki çubukta bulunan tuş takımı simgesinden, kolayca telefon edilebiliyor. Ses kalitesi temiz. Ayrıca, pek çok telefonun aksine, uzun süreli konuşmalarda ısınmıyor. Telefonu cevaplamak için standart evet-hayır tuşları bulunuyor. Ancak ekran kilitliyse, bunların hiçbir faydası olmuyor. Arama esnasında ekranı açmak için, parmağınızı ekranda sağdan sola sürüklemeniz lazım; ancak bundan sonra yanıtlama tuşunu kullanabiliyorsunuz. Bunun hemen üstünde ise, parmağınızı soldan sağa sürükleyerek telefonu cevaplayabileceğiniz ikinci bir şerit bulunuyor ve bu iki tuşu işlevsiz hale getiriyor.
Nokia N97'nin, alkışlanası şekilde 3.5 mm.lik, standart bir kulaklık girişi var. Böylece, 32 GB'lık dahili hafızaya yükleyebileceğiniz dünya kadar şarkıyı, en sevdiğiniz kulaklıkla dinleyebiliyorsunuz. Bilgisayara tanıtmak için Ovi arayüz yazılımıyla birlikte geliyor ama, doğrudan bilgisayara takıp dosyalarınızı atmanız halinde sorun da çıkmıyor. Biz Windows 7'de denediğimizde, cihaza aktarmaya çalıştığımız, ama çalamayacağı formattaki dosyaları çalabileceği formata dönüştürmeyi önerdi. Kabul ettiğimizde de, ek bir yazılım olmadan bu işlemi gerçekleştirdi.
N97'nin pilinden de övgüyle bahsetmeliyiz; bir saat kadar süren WiFi bağlantısının sonunda, hiç de sarsılmış bir hali yoktu doğrusu.
Cihazın fotoğraf makinesiyle çektiğimiz kareleri, galeride bulabilirsiniz.
Evet ekranının kapasitatif olması bir eksiklik.Ancak klavyesi oldukça rahat.Bilgisayar klavyesine alışık olduğumuzdan ilk başlarda biraz zorluyor ama alışınca hiçbir sıkıntı kalmıyor.İşletim sistemindeki sorunlar da cihazın güncellemeleri yapılarak giderilebiliyor.Hamit Can Ağraş , 26/08/2009 18:49
inceleme çok güzel olmuş. "telefonda bilmem ne özelliği var Aaaa! süper bu da var müthiş" diye anlatmaktann ziyade kullanışlılığına da değinmeniz farkınızı ortaya koyuyor. Böyle bir incelemeyi samsung i8910 için de yapsanız çok mutlu olurdum.Mustafa Uysal , 06/08/2009 08:42
Bence olmamış... Artık mevcut özellikleri en kolay kullandıran telefonlar daha çok tutuluyor. Yani en basitinden ekran hassasiyetinin kullanışlı olması lazım. Bazı durumlarda ekran kalemini kullanmasan olmuyor. Şöyle düşünelim, yolda yürüyoruz. Bi mesaj geldi. Haydaaa.. Otur bi kafeye. ince ince yaz... Artık pratik ve kolay kullanım önemli. Tamam bi ton özellik var ama rahat kullanamadıktan sonra.. Eski telefonum N95'i hatırladım. Güzeldi ama basit bi GPS bağlantısı için elimde havaya doğru tutup dakikalarca sinyal almasını beklerdim. Bir de o kulaklığa takılmadan edemedim. Birazcık stil koy, kullanışlılık koy dimi.. N85 telefonumda da aynı kulaklık felaketini yaşamıştım. Nokia biraz daha çevresine bakıp daha PRATİK kullanımlı BASİT'e indirgenmiş çok özellikli telefonlar yapması lazım.Levend Tekin , 18/07/2009 12:56
Bu haber Yahoyt.com sitesinden alınmıştır.
(Haberin adresi: http://yahoyt.com/h/4950/)